Milli Mücadele Dönemi


İZMİR’İN İŞGALİ VE YUNAN İLERLEYİŞİ

Paris Barış Konferansında oldukça büyük tartışmalardan sonra İzmir ve çevresinin Yunanistan’a verilmesi karalaştırılmıştı. İzmir ve çevresinin Yunanistan tarafından işgal edileceği anlaşılınca Osm. Devleti yöneticileri halkı yatıştırmak ve etkisiz hale getirmek için her şeyi yaptılar. Hükümet; milliyetçi bir yapıya sahip İzmir valisi Nurettin Paşayı bu görevden alıp yerine Kambur namıyla tanınan İzzet Paşayı ve Kolordu Komutanlığına da Ali Nadir Paşayı atadı. Bununla da yetinmeyen İstanbul Hükümeti bölgeye bir Heyet-i Nasiha gönderdi. Bunların yaptıkları propagandalar sonucu bir kısım milliyetçi genç haricinde büyük halk yığını etkisiz hale getirildi. Nitekim işgalin bir gün öncesi yapılan Maşatlık mitinginde çok az bir gençlik grubu katıldı ve fazla bir etki sağlayamadı.


Bütün bu sürecin sonunda Yunanistan 15 Mayıs 1919 tarihinde “Güzel İzmir”e asker çıkardı. Fakat bütün sindirme çalışmalarına rağmen bir kısım Türk genci karaya çıkan Yunan askerlerine ateş ettiler. Hasan Tahsin ve arkadaşları bu hareketleriyle Türklüğün esir edilemeyeceğini dünyaya gösterdiler. Bu ateş etme olayından sonra Yunan askerleri çıldırmışlar ve katliama girişmişlerdir. Yunanlılar ilk gün 400 Türkü öldürmüşler. Sonraki bir iki gün içinde 4000-5000 Türk, çevre köy ve kazalar da dahil olmak üzere öldürülmüştür.


Yunanlılar daha başlangıçta geçici bir işgal için değil kalıcı bir ilhak için geldiklerini açığa vurdular. Türk ulusunun içine düştüğü durumdan yararlanmak isteyen Yunanlılar 100 yıllık ihtirasları gerçekleştirmek için iştahla kan dökmeye başladılar.


Batı dünyası işgal olaylarının kanlı olmasını biraz da olsa yadırgamamış değildir. Ancak bu katliamları görmeme eğilimine gitmiştir. Batı gazeteleri İzmir’in işgalini “Hasta Adam”ın cenaze töreni olarak duyurmuştur.


Yunanlılar, ilk günlerin yarattığı iç ve dış tepkiler üzerine bir kısım tedbirler almaktan da geri durmamıştır. Venizelos Türk kültürünü yakından tanıyan Arkadaşı Stergiadis’i İzmir’e vali olarak atamış ilk günkü olayların sorumlusu olarak bir kısım Yunan Askerleri yakalanmışlar ve yargılanmışlardır. Gerçi onun bu uygulamaları Kilise, yerli Rumlar ve Subaylar arasında tam olarak gerçekleşmemiştir. Stergiadis’in çabalarına rağmen Yunanlıların ilk günlerde yaptıkları katliam Batı Anadolu Halkının uyanması için yetmiştir. Bu gönül alma çalışmaları Türkler için de pek bir anlam taşımayacaktır.


İZMİR’İN İŞGALİNE TEPKİLER

İzmir’in işgali ve olaylar tüm Türkiye’de büyük bir heyecan ve tepki yarattı. Eski uyrukları Yunanlıların işgali Türk ulusunun “Milliyetçilik” duygusunu kamçıladı. İzmir’in işgali milli mücadelenin böylece odak noktası haline geldi.


Türk Basını baskılara rağmen haberi ulusun duygularını yansıtacak biçimde vermiştir. Haberin duyulması tüm yurtta bomba etkisi yaratmış toplantılar mitingler ile bu olay tüm yurtta protesto edilmiştir.


İstanbul’da da bu tepki kuvvetli bir şekilde yaşanmıştı. 22 Mayıs’ta Kadıköy, 23 Mayıs’ta Sultan Ahmet mitingleri gerçekleştirilmiştir. Sultan Ahmet mitingine 90 bin kişinin katılması önemli bir olay olmuştur. İstanbul dışında da bir çok yerlerde mitingler yapılmış olay gönderilen proteste telgraflarıyla lanetlenmiştir.


İzmir’in işgali Türk Ulusunu uyandırmıştır. Artık Padişah bile olay karşısında Türk ulusunun ayaklanışını engelleyemez bir hale gelecektir. Padişahın bu süreçteki tutumu ise değişmemiştir. Tahtını ve tacını düşünen Vahdettin, Şurayı Saltanat toplantısında İzmir’in işgali olayının bir ilhak olduğunu bildirilmesine rağmen önerilen “Şurayı Milli” kurulmasını kabul etmemiştir.


BATI ANADOLU KUVAYI MİLLİYESİ

İzmir ve civarında dar bir bölgede sıkışıp kaldığını gören Yunan askeri komutanları içerilere doğru ilerleme kararı aldılar.


Nazilli Aydın Cephesi
23 Mayıs 1919 tarihinde ilerleme harekatı başladı. Aydını işgal eden Yunanlılar Nazilliye doğru ilerlerken 17 Kolordu Komutan Vekili Albay Bekir Sami Bey, Ödemiş ve Tire’de ilk Kuvayı Milliye birliklerini oluşturdu. Nazilli’de bulunan Yörük Ali Efe’de adamlarıyla birlikte Kuvayı Milliye’ye katıldı. Türk Birlikleri bu süreçten sonra Yunan birliklerine saldırmaya başladı ve Yunanlılar biraz da şaşırdığından Nazilli ve Aydın’dan düşman çıkartıldı. Yunanlılar bu durumu Paris Barış Konferansına taşıdılar ve kendi ülkelerini savunan bu kahramanları eşkıyalıkla suçladılar. Yunan ordusu bir süre sonra güçlü bir tugayla yeniden saldırıya geçti ve tekrar Aydın’ı geri aldı. Bu süreçte Kuvayi Milliye Hareketi de genişlemeye devam etmiştir. Nitekim bu süreçte Demirci Mehmet Efe Kuvayi Milliyeye katılmıştır.


Kütahya Salihli Cephesi
Ödemiş yönünde ilerleyen Yunanlılar Salihli ve Alaşehir’e yönelince bu bölgede de direniş başlamıştır. Bu bölgede Çerkez Ethem savunmayı üstlenmiştir.


Ayvalık Cephesi
Yunan nüfusun oturduğu bölgelerden birisi de bu kasabaydı. Yunanlılar bu kasabayı ele geçirmek için harekete geçince bu yörede bulunan 172. Piyade Alayı Komutanı Yarbay Ali Çetinkaya bu bölgede savunmayı oluşturmuştur.


Bergama Soma-Balıkesir Cephesi
Yunan ordusu Bergama üzerinden bu bölgeye doğru işgal hareketine 12 Haziran 1919 tarihinde başladı ve Bergama’yı işgal etti. Bunun üzerine bu yörede bir ulusal direniş hareketi başlatıldı. 61. Tümen Komutanı Kazım (Özalp) Bey bu bölgenin komutanlığını üstlenmiştir.



BATI ANADOLU KUVAYI MİLLİYESİNİN KARAKTERİ
Batı Anadolu Kuvayı Milliyesi zayıf mevcutlu askeri birliklerin komutanları, milli duygularla vatanlarını savunan hamiyetli Türk vatandaşları ve eskiden eşkıyalık yapan bazı efeler ve adamlarından oluşmaktadır.


Halkın, askerin, efelerin oluşturduğu bu direniş hareketinin ortak noktası vatan savunması ve Türklük duygusudur. Böylece oluşan direniş hareketi, Ayvalık’tan, Denizliye kadar uzanan geniş bir çizgi üzerinde milli bir cephenin doğmasına yol açmıştır. Bu milli cepheyi oluşturan kuvvetlere ve bu harekete dar anlamda “ Kuvayı Milliye” dendi. Bu anlamıyla kuvayı milliye silahlı direnişi ifade etmektedir.


Batı Anadolu’da Kuvayı Milliyecilerle Padişahçılar arasında çok sert ve kanlı çatışmalar olmuştur. Yunanlılarla birlikte işbirliği yapan bozguncu, padişah yanlısı ve ulusal kuvvetlere katılmayanlara karşı sert ceza yöntemlerine başvuruldu. Bu bakımdan Batı Anadolu Halk Savaşları Güney Doğu Anadolu2daki gibi şehir savaşları biçiminde olmadı.

MİLNE HATTI

Yunanlıların İzmir’e çıkmaları üzerine başlayan ulusal direniş harekatı İtilaf Devletlerini harekete geçirmiştir. İngiliz Generali Milne, Paris Barış Konferansına gönderdiği mesajında İzmir olayları sonrasında Türk ordusu ve bir kısım halkın bütün emirlere rağmen direnişe geçtiğini bildirerek her iki tarafın belirli bir hat çevresine çekilmeleri önerisini iletti.


Bu mesajın kabulünden sonra 3 Kasım 1919 tarihinde Yunan işgaline karşı Türk direnişinin başladığı alanda bir hat oluşturdu. Yunan Komutanlığı Yunanistan’dan yeni askerler getirilinceye kadar kendisine fırsat verecek bu hattı kabul etmiştir. Atatürk 31 Aralık 1919’da Batı Anadolu‘daki komutanlara gönderdiği yazıda bu hattın kabul edilmemesini bildirmiştir. Böylece hat Kuvayi Milliye tarafından kabul edilmemiştir. Ancak buna rağmen hat Yunan genel saldırısına kadar varlığını korumuştur. Çünkü Batı Anadolu Kuvayı Milliye’sinin düzenli Yunan Birliklerini işgal sahasından atacak herhangi bir gücü yoktur.



AMİRAL BRİSTOL RAPORU
Batı Anadolu’da genişleyen ulusal direniş Batı Kamuoyunda heyecan yaratmıştır. Milletler Cemiyeti’nin kurulması sırasında böyle bir olayın çıkması, Avrupa Basınının bile Türkler lehine yazı yazmasına yol açmıştır. bunun üzerine İtilaf Devletleri bölgeye durumu incelemek üzere bir heyet göndermeye karar verdiler. Bu heyete ABD delegesi Amiral Bristol başkanlık ettiğinden Amiral Bristol heyeti adıyla anılacaktır. Heyet birkaç haftalık çalışmadan sonra 12 Ekim 1919 tarihinde bir rapor hazırlar. Bu rapor şöyle özetlenebilir:


1. Ateşkes Antlaşmasından sonra İzmir ve çevresinde Hıristiyan halkın hayatının tehlikede olduğuna dair bilgiler yanlıştır. Bu bilgileri veren kişiler ve hükümetler sorumludur.

2. İşgalden sonra Batı Anadolu’da yapılan öldürmelerin sorumluluğu Yunanistan’ındır.

3. Yunan askerleri bölgeyi derhal terk etmeli ve yerlerine İtilaf Kuvvetleri gönderilmelidir.

4. İzmir ve çevresinin ulusal prensiplere göre Yunanistan’a katılması söz konusu olamaz. Çünkü bu yerlerde Türk çoğunluk bulunmaktadır.

Admin

Taglar: MilliMücadeleDönemi

Osmanlının Son Dönemi Ders Notları - İlginizi çekebilecek başlıklar
Milli Mücadele Yöntemi

1. Himaye düşüncesi. 2. Ayrılıkçılık ve bölgesel kurtuluş yolları görüşünde olanlar. 3. Din devleti teorisini savunanlar

1. Dünya Savaşı Öncesi Osmanlı Devletinin Durumu

Osmanlı Devleti dünyanın iki büyük gruba bölünmesinden oldukça fazla etkilenmiştir. İngiltere’ye dayalı yaşam politikası güden Osmanlı Devleti İngiltere’nin bu politikadan vazgeçmesi üzerine ister istemez Avrupa’da yeni bir güç o

1. Dünya Savaşında Savaşılan Cepheler

Doğu Cephesi (Sarıkamış Hareketi). Güney Cephesi (Kanal Hareketi). Irak Filistin Cephesi. Çanakkale Cephesi. Ermeni Sorunu

1917 Olayları Nedir?

1917 yılında gerçekleşen olaylar hem dünya tarihini hem de ulusal tarihimizi oldukça etkilemiştir. Bu olayları şu şekilde sıralayabiliriz:



Sayfa Yorumları

Yorum Ekle





Mesaj / Bildirim Gönderin