-
(bir İş Veya Durum) Tersine Dönmek
Beklenildiği, umulduğu gibi gerçekleşmemek, aksi olmak. Örn: Ya hesapları tersine dönüverir
-
(bir Ä°ÅŸ Veya Durum) Tersine Gitmek
1) istenildiği gibi gerçekleşmemek, iyi sonuç vermemek 2) bir işten veya bir durumdan hoşlanma
-
(bir İşe) Kendini Vermek (vurmak Veya Çalmak)
Bir şeye bütün varlığıyla bağlanmak, başka her şeyle ilgisini kesip tek şeyle aşırı öl
-
(bir Ä°ÅŸin Veya Bir Åžeyin) Ucundan Tutmak
1) bir şeyle meşgul olmak, katkı sağlamak, yardımcı olmak. Örn: Ömür boyu hiçbir işin uc
-
(bir Şey İçin Veya Bir Şeye) Deli Olmak
Tkz. 1) çok sevmek. Örn: Deli oluyordu çocuklara, onlarsız edemiyordu. 2) çok sinirlenmek 3) d
-
(bir Şey Veya Bir Şeyi) Suya Düşmek
Gerçekleşme olasılığı kalmamak. Örn: Artık karşı koyma ümidi suya düşmüştü, harp he
-
(bir Şeye Şu Veya Bu) Nazarıyla Bakmak
Ona öyle imiş gibi, o gözle bakmak. Örn: Ona düşman nazarıyla bakıyor.
-
(bir Şeyi) Gözü Gibi Sakınmak (saklamak Veya Esirgemek)
Bir şeye aşırı ilgi göstermek, önemle bakıp korumak. Örn: Doğru, hakları vardı, koskoca
-
(bir Yeri) Curcunaya Çevirmek (döndürmek Veya Vermek)
Ortalığı karışık, gürültülü duruma sokmak.
-
(biri Veya Bir Åžey) Ortadan Kaybolmak
1) saklanılmak, bulunmaz olmak 2) nereye gittiği bilinmemek, kimseye sezdirmeden gitmek. Örn: Ni
-
(birinden Veya Bir Åžeyden) Cesaret Almak (bulmak)
Herhangi bir durumdan, davranıştan güç almak. Örn: Biraz da bu tanışıklıktan cesaret alara
-
(birinden Veya Bir Şeyden) Pay Biçmek
Durumu bir kişi veya bir şeyin durumu ile karşılaştırıp yargıya varmak.
-
(birine Veya Bir Şeye) Söz Geçirmek
Söylediğini, istediğini, yaptırmak. Örn: Düğün sahipleri onlara söz geçiremediler. -M. Ş
-
(birine Veya Bir Şeye) Taş Çıkarmak (çıkartmak)
Biri ötekinden özellik, yetenek vb. bakımından üstün olmak. Örn: Zaten yol boyunca hem lezze
-
(birine Veya Biriyle) Ters Düşmek
Aykırı durumda olmak, karşıt olmak. Örn: Daha sonra o eÅŸsiz lidere ters düşmek bahtsızlıÄ
-
(birine) Çelme Atmak (takmak Veya Vurmak)
1) çelme ile yıkmaya çalışmak. Örn: Ders aralarında ittikleri, çelme taktıkları da olurdu
-
(birini Veya Bir Şeyi) Göklere Çıkarmak
Aşırı derecede övmek. Örn: Kadın dergileri bizi göklere çıkarıyorlardı, bunu da hak etme
-
(birini Veya Bir Şeyi) Gölgede Bırakmak
Ondan daha üstün bir düzeye yükselmek, ondan çok daha başarılı olmak. Örn: Enişte, delika
-
(birini Veya Bir Şeyi) Gözü Kesmek
Bir işi yapabilme konusunda kendisine veya başkalarına güvenmek. Örn: Şimdi Murat dağlarınd
-
(birini Veya Bir Şeyi) Gözü Kesmemek
1) bir işi yaparken kendine veya başkalarına güvenmemek 2) beğenip seçememek. Örn: Kendi dey
-
(birini Veya Bir Şeyi) Gözü Tutmak
Güvenmek, beğenmek. Örn: Bu genç çocukla bu üstü başı oldukça eski ihtiyar adamı gözü
-
(birini Veya Bir Şeyi) Kayıttan Düşmek
Bir yere mal olmaktan çıkararak defterde bu durumu belirtmek.
-
(birini Veya Bir Şeyi) Kendi Hâline Bırakmak
İlgilenmemek, karışmamak. Örn: Ertesi sabah beni balığa çıkarken uyandırmayacaklardı. Bı
-
(birini Veya Bir Åžeyi) KurÅŸun Tutmak
Kurşuna hedef olmak, kurşun değecek gibi olmak. Örn: Çatın arkadaşlar da atları çatın / K
-
(birini Veya Bir Åžeyi) Tepe Tepe Kullanmak
Sağlamlığına güvenilen şeyleri yıpranacağını düşünmeden, esirgemeden, sakınmadan hoyra
-
(birinin Veya Bir Şeyin) Hasretini Çekmek
1) çok özlemek. Örn: Ben dört sene onun hasretini çektim. -A. Gündüz. 2) mec. gereksinim duy
-
(birinin Veya Bir Şeyin) Kıymetini Bilmek
Önemini, değerini bilmek. Örn: Güneş yalnız dirileri ısıtır / Güneşin kıymetini bil -O.
-
(birinin Veya Bir Şeyin) Kurbanı Olmak
UÄŸruna ızdırap veya büyük üzüntü, sıkıntı çekmek, zarara girmek, ölmek. Örn: ÜçümÃ
-
(birinin Veya Bir Şeyin) Posasını Çıkarmak
1) bir kişi veya şeyi sonuna kadar sömürmek. Örn: Onlar öyledir, adamın posasını çıkarı
-
(birinin Veya Bir Şeyin) Yüzü Suyu Hürmetine
birinin veya bir şeyin hatırına veya varlığına değer verildiği için anlamında kullanılan
-
(birinin Veya Bir Şeyin) Yüzünü Unutmak
Uzun süre görmemek, varlığına hasret kalmak. Örn: İnsanlar Tanrı rahmeti olan yağmurun yü
-
(iÅŸi Veya Durumu) Duman Olmak
Argo 1) iÅŸi, durumu berbat olmak 2) bir kimse veya bir ÅŸey ortadan kaybolmak.
-
(şuna Veya Buna) Kalsa (kalırsa)
1) herhangi birinin kanısınca. Örn: Bana kalırsa siz yanılıyorsunuz. 2) elinden gelse, elinde
-
(şundan Veya Bundan) Kalır Yeri Yok
Ayrımsız, farksız. Örn: Bu heriften bıktım. Macit'ten kalır yeri yok. -N. Hikmet.
-
Ad Veya Ad Ä°sim
Ä°sim kelimesi asıl isimlerden gayrı, sırasına göre sıfat, zamir, sayı gibi baÅŸka söz bölÃ
-
Arı Açınık Veya Ağız Açınığı
Geniz sesi vermiyen açımk.
-
Arınık Değşilimi Veya Bükünü
1. Komşu bir sesin etkisiyle bir açınığın ses, daha doğrusu, renk değiştirmesi. "O bir' dey
-
Aşağılık Ağız Veya Aşağılık Dil
Aşağı halkın kullandığı ağız.
-
Asıl Tümleç Veya Nesne
Fiildeki anlamın tam olarak anlaşılabilmesi için cümle içinde bulunması mutlaka gerekli bulun
-
Atriyal Titreme Veya TitreÅŸimler
Kalpte kulakçıkların aşırı derecede çalışması. Her iki durum da aşırı kulakçık çalı
-
Bebek Büyütücü Dili Veya Dadı Dili
Bebeklere bir şey söylerken kullanılan dil.
-
Canına Geçmek (işlemek Veya Kâr Etmek)
Çok etkilemek. Örn: Yalnızlık canıma kâr etti, bilmem neylesem. -Ruhi.
-
Canından Bezmek (bıkmak Veya Usanmak)
Ölümü göze alacak kadar sıkıntı içinde olmak. Örn: Artık doğrusu bendeniz canımdan bık
-
Canlı Veya Etken Kelime
Çin gramerinde fiil niteliğinde olan kelimetere denir. bk. Ölü veya edilgen kelime.
-
Çarpma Ton Veya Çarpma Vurgu
Bir açınığı söylemeğe başlarken yapılan vurgu.
-
Cevabı Dikmek (dayamak Veya Yapıştırmak)
Hlk. kesin, ters ve karşısındakinin beklemediÄŸi bir karşılık vermek. Örn: Usta hemen cevabÄ
-
Dil Ortası Veya Dil Sırtı Abanığı
Dilin üst ortasının abanmasıyla çıkan abanık.
-
Dilardı Veya Dil Kökü Abanığı
Dilin ardının veya kök kısmının abanmasıyla çıkan abanık.
-
Dilbilim Veya Dilcilik
Dili ve hele sözlü dili her bakımdan inceliyen bilim. bk. Karşılaştırmalı, Tarihsel, Duralı
-
Dilin Açık Veya Dış Şekli
Bir dilin gereçlerini meydana getiren deyi işaretleri ve araçları.
-
Dilin Kapalı Veya İç Şekli
Bir dilde açık şeklin gösterdiği genel yönelme. Buna dilin kuruluşu veya kuruluş kalıbı (S
-
Donuna Etmek (kaçırmak Veya Doldurmak Veya Yapmak)
1) küçük veya büyük abdestini donuna etmek 2) mec. çok korkmak.
-
Dudaksıl Veya Ağızdışı Abanık
Dudakların birbirine veya dişlere abanıp açılmasıyla çıkan abanık: b, p, m, f, v.
-
Dünya Gözüne Zindan Olmak (görünmek Veya Kesilmek)
Büyük bir karamsarlık ve umutsuzluk içinde olmak.
-
Dur Durak (dur Dinlen Veya Dur Otur) Yok
Durup dinlenmeden sürekli çalışmayı anlatan bir söz. Örn: Gayri bana dur durak yok... Muhase
-
Eksikli Veya Uysal Åžekil
Bükünlü dillerde, gövdenin kısa derecesiyle yapılan şekillere denir.
-
Eksiksiz Veya Berk Åžekil
Bükünlü dillerde, gövdenin tam derecesiyle yapılan şekillere denir.
-
Eli Boş Dönmek (çevrilmek Veya Geri Gelmek)
Umduğunu alamadan dönmek. Örn: Nereyi arayıp taradılarsa elleri hemen hemen boş döndüler. -
-
Eli Kolu (eli Ayağı) Bağlı Kalmak (durmak Veya Olmak)
Bir engel dolayısıyla hiçbir iş yapamaz duruma gelmek. Örn: Diplomatlarımıza, büyükelçili
-
Eline (elinize Veya Ellerinize) Sağlık
El emeği ile güzel bir şey yapana söylenen iyi dilek sözü.
-
Eşit Veya Değişîksiz Ton
Bütün süresine aynı yükseklikte kalan sesin tonu.
-
Etekleri Zil (ıslık Veya Çalpara) Çalmak
1) çok sevinmek. Örn: İlk mektebe gittiği gün Gülsüm'ün sevincinden etekleri zil çalıyord
-
Etkenlik Veya Öznelik Hali
Bazı dillerin isim çekimlerinde yalnız iki hal vardır. Bunlardan biri özne olarak kullanılır
-
Fena Veya Kusurlu Kaynama
Kırık fragmentlerinin kas kontraksiyonları nedeniyle birbiri üzerine binerek veya longitudinal p
-
Fenalık Geçirmek (gelmek Veya Çökmek)
Kendini bilmeyecek veya bayılacak bir duruma gelmek. Örn: Ben biraz fenalık geçirdim de eczaned
-
Geniş Veya Kümeli Hal
Bir çok görevi olan isim hali.
-
Hatır Gönül Bilmek (saymak Veya Tanımak)
Kişilere karşı gösterilmesi gereken saygı kurallarına uymak.
-
Hep Veya Hiç Yasası
Tek bir sinir teli, tek bir kas teli ve tüm kalp kasının eşik değerden daha az şiddetteki uyar
-
Hevesi Kursağında (boğazında Veya İçinde) Kalmak
İstediği, imrendiği şeyi elde edememek. Örn: Gazetenin yayını kesildi çaresiz İzmir'e dön
-
Hık Demiş (anasının Veya Babasının) Burnundan Düşmüş
her durumuyla birine çok benziyor anlamında kullanılan bir söz.
-
İçeriye Atmak (almak Veya Tıkmak)
Hapsetmek. Örn: Bundan da başka yarın bunu tutar, içeri tıkabilirdi. -M. Ş. Esendal.
-
İki Çift Laf (lakırtı Veya Söz) Etmek
1) birkaç söz söylemek. Örn: O, keyfini etsin karşılaÅŸtığı bir ahbapla iki çift lakırtÄ
-
İlişiksizlik Sıfatı Veya Zarfı
Bir şeyin dışında kalınarak onunla ilişiklik bulunulmadığını gösteren sıfat. Yatısız o
-
Kafa (kafayı Veya Kafasını) Dinlemek
1) zihni yoran sorunlardan uzak kalmak 2) sessiz, sakin kalmak. Örn: Bir dakika kafamı dinleyip b
-
Kan (kanı) Başına Çıkmak (sıçramak Veya Toplanmak)
Öfkelenmek. Örn: Kan başına çıkarmış zavallının ve hep bağırmak, bağırmak istermiş.
-
Kapalı Veya İç Sözdizimi
Alışılmış sözdizimi ( AÇIK veya DIŞ SÖZDİZİ-Mİ, S. extérieure ) kuralları dışında o
-
Kapana Düşmek (girmek Veya Kısılmak Veya Koymak Veya Tutulmak Veya Yakalanmak)
İçinden çıkılmaz bir duruma düşmek, ele geçmek. Örn: Onlar beni kapana koyacaklarını san
-
Kapılar Yüzüne (üzerine Veya Üstüne) Kapanmak
İstenilen şeye ulaşma imkânı verilmemek.
-
Karmaşık Veya Çifte Ton
İki hareketli, yani yükselip alçalan ton.
-
Kaveya
Roma tiyatro yapısında seyircilerin oturduğu bölüm. bk. teyatron.
-
Kedi Ciğere Bakar Gibi Bakmak (süzmek Veya Seyretmek)
İmrenerek bakmak. Örn: Derin bir hayranlıkla gözlerini kıza kaptırmış, kedi ciğere bakar g
-
Kök Açınığı Veya Köksel Açınık
Kelime kökündeki açınık.
-
Mantık Veya Anlık Vurgusu
İfade edilen şeyin düşünce tarafını belirten cümle vurgusu.
-
Mantıkça Yüklem Veya Haber
Gelen budur veya "İyi olan budur" sözlerinde GRAMATİKAL HABER (Attribut grammatical) "bu" zamiri
-
Meydan (birine Veya Bir Åžeye) Kalmamak
Fırsat bulamamak. Örn: Bu beladan kurtulabilmek için bir çare düşünmeye meydan kalmadan Ali,
-
Meydanı (birine Veya Bir Şeye) Bırakmak
1) savunduğu şeyden vazgeçmek. Örn: Çok güzel görünen bir şey var ki o da iki tarafın da
-
Nefesi Kesilmek (daralmak Veya Tutulmak)
1) güç soluk alacak duruma gelmek veya soluÄŸu büsbütün durmak. Örn: Nefesi daralıyor, yüzÃ
-
Nicelik Veya Süre Vurgusu
Çıkışı epeyce uzun sürdüğü sezilen sesin vurgusu.
-
Ölü Veya Edilgen Kelime
Çin gramerinde isim niteliğinde olan kelimelere denir. bk. Canlı veya etken kelime.
-
Ön Damaksıl Veya Sadece Damaksıl Abanık
Dilin ön damağa abanmasıyla çıkan abanık.
-
Ortak Dil Veya Ortak Diyelek
Türlü diyeleklerin kaynaşmasıyla meydana gelen kamu dili.
-
Ötümlü Veya Açınığımsı Abanık
Söylenirken ses kirişlerinde titreşme yapan abanak, ki ötedenberi "yumuşak" dediğimizdir: h, c
-
Ötümsüz Veya Üflek Abanık
Söylenirken ses kirişlerinde titreşim yapmıyan abanık, ki ötedenberi "sert" dediğimizdir: p,
-
Öyle Veya Böyle
Ne olursa olsun, her hâlde, bu durumda. Örn: Öyle veya böyle, bir amatör, bir heveskâr işte.
-
Sakal Bırakmak (koyuvermek Veya Salıvermek Veya Uzatmak)
Sakalını tıraş etmeyip büyütmek. Örn: Yaşıtlarının hemen hepsi sakal koyuverdi. -Y. Z. O
-
Salt Kip Veya Salt Anlamlı Kip
Esas mastarındaki anlamdan başka anlamı olmıyan kip: Geldi, geliyor ( YALIN ZAMANLI SALT KİP )
-
Ses GediÄŸi Veya Sadece Gedik
İki açınığın yanyana gelmesi, ki ya süel gibi aynı kelimede veya ulu orta gibi iki kelime ar
-
Åžimdikilik Veya Åžimdiki Zaman
Konuşulduğu sırada yapılmakta olan bir işi anlatmak üzere fiile verilen şekil: geliyorum ( Ge
-
Sivrili Ton Veya Vurgu
Uzatılarak söylenilen bir açınığın ortasında yapılan vurgu.
-
Soy Sınıflaması Veya Tarihsel Sınıflama
Dillerin hangi ana dilden çıkıp ürediklerine bakılarak yapılan sınıflama.
Ancak bilim insanları, yani botanistler, sebze-meyve ayırımını böyle yapmıyorlar. Onlara göre meyve, içinde etli veya kuru, çoğunluğunu çekirdek diye adlandırdığımız, kendi tohumu veya tohumları bulunan yiyecektir.
Enzimler hücrenin yaşaması için gerekli her türlü görevi yerine getirirler. Elmaların veya patateslerin kesildiklerinde kararmaları işte bu enzimlerden birinin ’polifenol oksidaz’ diye adlandırılanın (biz kısaca -PPO- diyeceğiz) yaratt
Doğrudur, atlar nadiren yatarlar, genellikle hasta oldukları veya doğum yapacakları zaman. Atlar günlerce, hatta haftalarca yere yatmadan ayakta durabilirler ve yol gidebilirler. Ayakta dururken dizlerini kilitlemeleri ve uyumaları mümkündür.
Ortalama bir yaşam süresi boyunca, insan vücudunda yarım tondan fazla alyuvar üretilir. Bu alyuvarların yüzeylerinde ’antigen’ denilen proteinler ve lipidler vardır. İşte bu antigenlerin varlığı veya yokluğu kan gruplarını tayin eder.
Atmosfer çeşitli gazların karışı-mıdır. Her madenin olduğu gibi gazların da bir ağırlığı vardır. Atmosferi oluşturan gazların yere uygulamış olduğu basınca, hava veya atmosfer basıncı denir. Basıncı ölçen alete barometre denir.
Buna göre, Anadolu liselerinin açılması için okulun açılacağı yerleşim birimi merkez nüfusunun 10 bin veya ilçeye bağlı çevre köyleri ile en az 20 bin olması gerekmeyecek. Mesleki ve teknik ortaöğretim kurumu bünyesinde, mesleki eğiti
İngilizce Spor - Sports; Futbol oynuyoruz - We play football / soccer (am). Bazen yüzüyoruz - We swim sometimes. Veya bisiklete biniyoruz - Or we cycle.
Levha hareketleri veya levha tektoniği olarak da bilinir, en geniş anlamıyla litosferin yapısını ve bu yapıyı doğuran evrimi araştıran jeoloji dalıdır. Tektonik (Yunanca tekton ‘dan), yapısal jeoloji ile yakından ilgili fakat ondan farkl
Girişimci pazardaki fırsatları belirleyen, fırsatları veya ihtiyaçları iş fikrine dönüştüren, üretim faktörlerini uyumlu bir şekilde bir araya getiren, kar amacı güden ve girişimlerinin sonucu doğabilecek tüm risklere katlanan ve tüm
Hayvansal bir hücrelilerde sölenterelerde dolaşım, sistem halinde değildir. Maddenin taşınması sitoplazma veya hücreler arası sıvılarla olur. İleri yapılı hayvanlarda iki çeşit taşıma (dolaşım) sistemi gelişmiştir.
Maviciler, Mavi Akımı Hareketi; Atilla İlhan, Ahmet Oktay, Ferit Edgü. Fikir ve sanatın, sosyal bir sınıf veya grubun bayrağı yapılamayacağını savunmuşlar; özgürlüğün ve barışın rengi sayılan mavi sözcüğünü çıkardıkları der
Evimizdeki bitkiler veya süs çiçekleri solunumlarında gündüzleri havadaki karbondioksiti alarak oksijen verirler ama geceleri ise bizim gibi oksijen alarak karbondioksit verirler.
Oyun kartlarının nerede ve ne zaman ortaya çıktığı tam olarak bilinmiyor. 7. ve 10. yüzyıllar arasında Çin’de ortaya çıktığı ve 13. yüzyılda Marco Polo tarafından Avrupa’ya getirildiği tahmin ediliyor. Hindistan’dan veya Arabista
Aerin Medical’in Vivaer Nazal Tadilatı prosedürü esas olarak LASIK göz ameliyatının burun tıkanıklığı eşdeğeridir. Diğer tedaviler tarafından sunulan hızlı bir düzeltme veya geçici çözümün ötesinde, kalıcı bir çözüm sunar.
Kanserojen madde: Solunduğunda, ağız yoluyla alındığında, deriye nüfuz ettiğinde kanser oluşumuna neden olan veya kanser oluşumunu hızlandıran maddelerdir.
Âniden ortaya çıkan duyguların etkisiyle ağızdan bir çırpıda çıkan, bu duyguları daha etkili anlatmaya yarayan kelimelerdir veya sözlerdir.
Tek başına anlamı olmayan, anlamca birbiriyle ilgili cümleleri veya cümlede görevdeş sözcük ve söz öbeklerini bağlamaya yarayan kelimelere bağlaç denir.
Kaynaktan çıkan ısı enerjisi etrafa görünür veya görünmez ışınlarla yayılır. Isının bu şekilde yayılmasına, ışıma (radyasyon) ile yayılma denir. Tüm sıcak cisimlerden ışıma yoluyla etrafa ısı yayılır.
Afrika adı, Kartaca’ ya ilk gelen Romalılar’ın Afri veya Africani olarak bilinen oymaklarından alınmıştır. Afrika kıtası geç tanınan bir kıtadır.
Yapılarına Göre İsimler; basit isimler, türemiş isimler, birleşik isimler. Anlam kayması veya ses kayması yolu ile türeyenler.
Telefon: 90-266 416 3732 veya 90 545 255 2270, Adres: Altin Camp & Park Hotel 10700 Burhaniye, Ören
Kırkkilitotu veya Zemberekotu olarakta tanınır. Tarlalarda, demiryollarının kıyılarında ve eğimli yerlerde yetişir. Balçıklı toprakta yetişenleri en şifalı olanlarıdır.
Yüzyıllarca önce insanlarda şeytani güçlerin, bebeklerin veya küçük çocukların odalarında dolaştıklarına, onların vücutlarına girmek için fırsat kolladıklarına ilişkin ortak bir inanç vardı
Yönetici karı ve riski başkalarına ait olmak üzere mal veya hizmet üretmek için üretim öğelerinin alımını yapan veya yaptıran, bunları belli gereksinmeleri doyurmak amacına yönelten, işletmeyi girişimci adına çalıştırma sorumluluğ
Madencilik farklı mesleklerin bir arada bulunduğu bir endüstridir. Geleneksel olarak; metal veya kömür madenciliği; yüzey veya yeraltı madenciliği gibi sınıflandırmalar yapılabilir.
Namık Kemal ve Ziya Paşa gibi aydınların oluşturduğu gruba Genç Osmanlılar veya Jön Türkler denirdi.
Bu video eğitiminde, okul için bu 3 harika püf noktası veya ev materyalleriyle yaratıcı fikirleri nasıl hazırlayacağınızı göreceksiniz. Harika bir video, okulda veya üniversitede size yardımcı olabilir.
Geçici Sergileme ve Nostalji Vitrinleri Girişteki ince uzun salonda, genellikle geçici veya periyodik olarak değişen konuları yansıtan sergileme yapılmaktadır.