-
GAZIANTEP » HAVERDI ECZ
HAVERDI ECZ
-
Ara Muhavere:
(Kar.): Karagöz ile Hacivat arasındaki konuşmayı uzatmak için eklenen söyleşme.
-
Bilmece Muhaveresi
(Kar.): Karagöz ile Hacivat arasında geçen bilmeceli yarışma ya da söyleşme.
-
Havers Kanalları
Kan damarları, sinirler ve lenfi kemiğin her tarafına taşıyan ve kemiğin uzunluğuna paralel u
-
Havers Kanalları
anat. Kompakt kemik dokusu içerisinde kemiğin uzun eksenine paralel yerleşen daire biçimindeki k
-
Havers Sistemi
Sert kemiÄŸin esas yapısını oluÅŸturan, birer merkezî kanal etrafında kollagen tellerin diziliÅ
-
Muhavere
(Kar. Ort. O.):1. Karagöz ile Hacivat'ın oyuna başlama konuşmaları. 2. Kavuklu ile Pişekâr ar
-
Rehavet Çökmek (basmak)
Gevşeklik, ağırlık duymak ve uyumak istemek. Örn: Bütün asabıma bir rehavet çöktü, gözl
İngilizce Bağlaçlar 3 - Conjunctions 3; Saat çalar çalmaz kalkarım - I get up as soon as the alarm rings. Ders çalışmam gerekir gerekmez yoruluyorum - I become tired as soon as I have to study.
İngilizce Emir Kipi 2 - Imperative 2; Traş ol - Shave! Yıkan - Wash yourself! Taran - Comb your hair!
İngilizce Sebep Göstermek 1 - Giving Reasons 1; Niçin gelmiyorsun - Why aren’t you coming? Vaktim yok - I have no time. Vaktim olmadığı için gelmiyorum - I am not coming because I have no time.
İngilizce Yapmak Zorunda Kalmak - Have to do Something; Erken kalkmak zorundasın - You must get up early. Çok çalışmak zorundasın - You must work a lot. Dakik olmak zorundasın - You must be punctual.
İngilizce Soru Sormak 2 - Asking Questions 2; Senin bir hobin var mı - Do you have a hobby? Ben futbol oynuyorum - I play football / soccer (am.). Nerede bir futbol sahası var - Where is the football / soccer (am.) field?
İngilizce Doktorda - At the Doctor; Sizin için ne yapabilirim - What can I do for you? Ağrınız var mı - Do you have any pain? Neresi acıyor - Where does it hurt?
İngilizce Alışveriş Merkezinde - In the Department Store; Bir alışveriş merkezine gidelim mi - Shall we go to the department store? Alışveriş yapmam lazım - I have to go shopping. Çok şey satın almak istiyorum - I want to do a lot of shoppi
İngilizce Araba Arızası - Car Breakdown; Bir kaç litre mazota ihtiyacım var - I need a few litres / liters (am.) of diesel. Benzinim bitti - I have no more petrol / gas (am). Yedek bidonunuz var mı - Do you have a petrol can?
You have to do it. Bir şeyin yapılmasının zorunlu, gerekli, mecburi olduğunu anlatırken have to kullanılır.
İngilizce Otelde - In the Hotel; Boş bir odanız var mı - Do you have a vacant room? Ben bir oda rezerve ettim - I have booked a room. Benim adım Müller - My name is Miller.
Özne + have/has + been + esas fiil + -ing + nesne. "Present Perfect Continuous Tense" adından da anlaşılacağı gibi "şimdi" ile "geçmiş" arasında bir bağlantı kurar. 2 tür kullanımından bahsedebiliriz.
İngilizce Mutfakta - In the Kitchen; Mutfağın yeni mi? - Do you have a new kitchen? Bugün ne pişirmek istiyorsun? - What do you want to cook today? Elektrikle mi gazla mı pişiriyorsun? - Do you cook on an electric or a gas stove?
İngilizce Ev Temizliği - House Cleaning; Bugün Cumartesi - Today is Saturday. Bugün vaktimiz var - We have time today. Bugün evi temizleyeceğiz - We are cleaning the apartment today.
İngilizce Meyve ve Gıdalar - Fruits and Food; Benim bir çileğim var - I have a strawberry. Benim bir kivim ve bir kavunum var - I have a kiwi and a melon. Benim bir portakalım ve bir greyfurtum var - I have an orange and a grapefruit.